Çocuklarda konuşma ve dile özgü gelişimsel bozukluklar nelerdir

0
136

Normal konuşma gelişimi: Agulama, babıldama, ekolali, jargon, sözcükler, sözcüklerin birleştirilmesi, cümle oluşturma. 1ay-1yaş: söz öncesi iletişim evresi. 2-3 ay: agulama. 4-6 ay: babıldama. 7-9 ay: evrensel heceler. 12-18 ay: 10-50 sözcük, jargon ve ekolali, konuşmanın %25’i anlaşılır. 2yaş: iki sözcüklü cümleler, jargon nadir, %60-70’i anlaşılır. 2-2.5 yaş: 2-3 sözcüklü cümleler, 400 kelime, isim ve zamir kullanımı. 2.5-3 yaş: çoğul ve geçmiş zaman kullanımı, yaş ve cinsiyeti bilir. 3-4 yaş: soru sorar, öykü anlatır. 4-5 yaş: 6-8 sözcüklü cümleler. Sözcük dağarcığının en iyi bilinen yordayıcısı okul başarısıdır. Diğer yordayıcılar: çocuklara öykü okunması, annenin sözcük sayısı, yüksek sosyoekonomik düzey, ilk çocuk olma, annenin sözlerinin niteliği ve karmaşıklığı.

Konuşma ve dile özgü gelişimsel bozukluklar 4’e ayrılır; sözel anlatım bozukluğu, karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu, fonolojik bozukluk, kekemelik.

Sözel anlatım bozukluğu:

Konuşma dili bozukluğu yada gelişimsel ekspresif afazi olarak da adlandırılır. Zeka gelişimi, işitme ve toplumsal ilişki kurma açısından belirgin bir sorunları bulunmamaktadır. Birincil sorun düşünce ve isteklerin konuşmaya çevrilmesinde beceri yoksunluğudur. Başkalarının konuştuklarını anlama düzeyleri yaş ile uyumludur. DSM-IV’e göre edinsel ve gelişimsel olarak iki ayrı tipe ayrılmaktadır. Üç yaş altında sözel anlatımda gecikme oranı %10-15. Erkeklerde daha sık.

Etyoloji: Genetik, çevresel faktörler.

Klinik: Sözcük dağarcığında kısıtlılık ve çeşitliliğin olmaması, yeni sözcüklerin öğrenilememesi, sözcük bulma hataları, kısa cümleler kurma yada cümle çeşitliliğinde sınırlılık vardır. Belirgin nörolojik bulgular genellikle yoktur. Ancak algı, motor beceriler ve dikkat gibi alanlarda silik bulgular saptanabilir. Dilbilgisinin zayıf olması. Sözel olmayan zeka ve alıcı dil becerilerine kıyasla sözel anlatım becerisinde belirgin gerilik vardır.

Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu:

Sözel anlatım bozukluğu belirtileri yanı sıra dili algılama ile ilgili güçlükler de vardır. Dili algılama bozukluğu anlatım bozukluğuna göre daha az dikkat çekicidir. Çocuk kendine söyleneni yanlış şekilde yapabilir. Sorulara uygunsuz yanıtlar verebilir. Karşılıklı konuşmayı sürdüremez. Konuşulanı duymuyor, konuşulana dikkat etmiyor gibi görülebilir. Sık kullanılmayan yada soyut anlamlı kelimeleri zor öğrenirler. Karışık yönergeleri yanlış yorumlayabilirler. Karşılıklı konuşmaları takip etme ve anlatılan dersi izlemede zorluk yaşarlar.

12.-15. aya kadar babıldamayan, 18. aya kadar basit yönergeleri anlamayan, 2 yaşına kadar konuşmamış, 3 yaşına kadar cümle kurmamış, 4-5 yaşında basit öykü anlatamayan çocuklar ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.

Değerlendirme: Çocuğun fiziksel sağlığı, gelişimi değerlendirilmeli. Görme ve işitmenin dahil edildiği nörolojik incelemesi yapılmalı. Gelişimsel ve bilişsel testler uygulanmalı (Denver gelişimsel tarama testi, Ankara gelişim tarama envanteri, Goodenough-Harris insan resmi çizme testi). Alıcı dili değerlendirilmeli (Peabody resim kelime testi). Çocuğun bakımverenleri ile olan etkileşimi gözlenmeli. Çocuğun konuşma-dil patoloğu tarafından görülmeli.

SAB İle KDA-SBA Arasındaki Farklar:

Konuşma Ve Dile Özgü Gelişimsel Bozukluklar

Ayırıcı tanı: Zeka geriliği, işitme kaybı, bilingualizm, psikososyal yoksunluk, otistik spektrum bozuklukları, selektif mutizm, serebral palsi, Landau-Kleffner sendromu.

Landau-Kleffner sendromu: Edinsel bir bozukluktur ve prognozu birçok edinsel dil bozukluğundan kötüdür. Anormal EEG aktivitesi; özellikle uyku EEG’sinde temporal bölgede anormal aktivite vardır. Dil becerilerinde bozulma vardır. Vakaların yarısından çoğunda açık nöbet yoktur. Erken yaşlarda başlangıç kötü prognozu gösterir. İyileşme aylar yıllar içinde, dalgalı ve tedricidir.

Eştanılar: Okul öncesi dönemde en sık fonolojik bozukluk, öğrenme bozuklukları (en sık okuma bozukluğu), DEHB, davranım sorunları, gelişimsel koordinasyon bozukluğu, anksiyete, düşük benlik saygısı, akran ilişkilerinde zorluk.

Tedavi: Konuşma terapisi verilir, ebeveyn eğitimi yapılır, akranları ile sık teması sağlanmalı.

Prognoz – SAB: %50-%80’i okul öncesi dönemde normal düzeye geliyor. Dilbilgisi ve konuşmayı organize etme ile ilgili hafif rezidüel belirtiler sık. İyi seyirli olgularda okul döneminde belirgin problem beklenmiyor (hafif şiddetli okuma sorunları?). SAB anaokulu yada ilkokulun ilk sınıflarına dek sürerse prognoz olumsuz. Bu olgularda okuma bozukluğu sık.

Prognoz – KDA-SAB: Seyri SAB’ye göre önemli ölçüde daha kötüdür. Eştanı oranı daha yüksektir. Dil gelişimi çok yavaştır. Dört yıllık bir izlem çalışmasında ancak %25’inde kısmi iyileşme görülür.

Fonolojik bozukluk:

Konuşma seslerini gelişim dönemi ve lehçe ile uyumlu olarak çıkaramazlar. Sesin uyumsuz çıkması, yanlış vurgulama (örneğin /k/ sesi yerine /t/ sesi kullanımı) vardır. Sessiz harflerin söylenemez (Ahmet/Amet) Seslerin yer değiştirmesi yada unutulması (Kitap/kipat) görülür.

Epidemiyoloji: Okul öncesi dönemde %3. 6-7 yaş çocukları %2. Ergenlerde %0.5. Erkeklerde daha sık 1.5/1 ile 4/1.

Prognoz: Hafif ve orta şiddette %75 altı yaşa dek düzelir. 8-9 yaşlara dek ani hızlanma ve platoler ile düzelme devam eder. Orta-ağır düzeyde olan vakalar konuşma-dil uzmanlarına yönlendirilir.

Kekemelik:

Konuşmanın gerek akıcılık gerekse zamanlama yönünden yaşına uygun olmayan biçimde bozulmasıdır. Görülme sıklığı yaklaşık %1. Kız/erkek: 1/4. Başlangıç yaşı 2-7 yaş. %98’i 10 yaş altında başlar.

Etyoloji: Gelişimsel kekemelik, inme, kafa travmaları, duygusal travmalar (konversiyon). 19. yy: ağız ve dildeki anormallikler; ağız protezleri, dil ağırlıkları. 20. yy başları: nevrotik çatışmalara sekonder. Öğrenme modelleri: erken çocukluktaki normal akıcılık bozukluklarının çevre tarafından kekemelik olarak adlandırılarak pekiştirilmesi. Genetik faktörler: fonolojik bozukluk ve SAB ve bunlara yönelik aile öyküsü ile de ilişkilidir. Kekemeliği olanların kızlarında %10, erkek çocuklarında %20. Monozigotlarda konkordans %77, dizigotlarda %32. Ayrı yetişen ikizlerde konkordans daha düşük. Aile öyküsü %50. Serebral dominans kuramı: Konuşmanın beyinde yeterince lateralize olmaması, konuşmanın her iki hemisferdeki temsilinin akıcılığı etkilediği. İşitsel geri bildirim kuramı: bozuk işitsel işlemlemeye bağlı olarak konuşma ritminin açıklanamaması. fMRI ve MEG çalışmalarında sağ hemisferde hiperaktivasyon, sol frontal ve sol santral korteks arasında zamanlama sorunu. PET çalışmalarında ventral limbik kortikal ve subkortikal bölgelerde presinaptik dopamin yüksekliği.

Klinik: Ses ve hece tekrarları, sesleri uzatma, ünlemlemeler, sözcük parçalanması, duraksamalar, dudakları büzme, çenenin itilmesi/atması, baş hareketleri, gövde hareketleri, uzuv hareketleri. Belirtiler azalabilir; koro halinde okuma, şarkı söyleme, fısıltılı konuşma, gürültü varlığında konuşma, tek başına konuşma. Belirtiler artabilir; telefon konuşması, topluluğa karşı konuşma, takdim yapma, otorite figürleri ile konuşma, formal sunumlar-iş görüşmeleri.

Ayırıcı tanı: Normal sınırlarda akıcı olmayan konuşma ile ayırt edilmelidir: kekeleyen çocuklar kelimenin tamamını yada bir parçasını tekrar etme, ses uzatımları, parçalanmış kelimeler vardır, normal sınırda akıcı olmayan konuşmasa sıklıkla tam kelie yada cümlecik tekrarı vardır ve nadirdir.

Cluttering: Karmakarışık hızlı konuşma: anlaşılabilirlik azalır, kişinin farkındalığı pek yoktur, öğrenme bozukluğu ile de ilişkilidir. 2-8 yaşlarında başlar ve 2/3’ü ergenliğe dek düzelir.

Tedavi: Çocuğa konuşma konusunda baskı yapılmaması, sabırla dinlemesi ve dikkatin konuşma üzerine çekilmemesi. Konuşma terapisi. Özgün bir ilaç tedavisi yoktur.

Prognoz: Gelişimsel kekmelik %80 iyileşir. Kızlarda iyileşme olasılığı daha yüksektir. Ergenlik sonrası iyileşme nadirdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here